babama
23 Temmuz 2020'ye.. Ben o gün babamı toprağa verdim. Gözümüzün içine bakan, yakışıklı mı yakışıklı dik duruşlu harika bir babayı toprağa verdik. 4 kızının, eşinin gözyaşları ile sulandı toprağı.. Çiçeklerinin ilk can suyu bizim canımızdan aktı gitti. Virüs var dediler camiye götürmediler, gasilhane önünde avuç kadar insan ile kıldırdılar namazını, evine getirmediler arkadaşları ile helalleşemedi avuç kadar insanın önüne getirdiler koydular taşa.. Virüs var dediler tabutuna dokunmayın dediler hiç babalarını tabutta görmemişler ki derler tabii. Bilmiyorlar ki babamı virüs öldürdü bizi ise babamı öyle görmek. Şimdi ben o virüsü yesem nolur ki ölen bi daha ölmez. Virüs var dediler tabutla gömdüler, çeşit çeşit çiçeklerini emanet ettiği o toprağa, şimdi bir çiçek gibi onu gömdük. Ama o asla filizlenmeyecek. Sanki babam yine salonda otururken bir bardak su istemiş gibi biz gidip gelip kuru toprağı sulayıp duracağız.. Bu sefer teşekkür edemeyecek, bardağın dibinde kalan suyu yüzümüze dök...