Kayıtlar

Aralık, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Eski Yabancı

Çoğu zaman Tanrı'nın bazı olayları bana sırf kalemimden dökülmesi için yaşattığını düşünüyorum.  Ben uyurken kaderim ile yaptığı o acil durum toplantılarından sonra buna daha çok inanıyorum. Çünkü bazı sabahlar gece çocuk olarak yattığım o yataktan yıllanmış bir ihtiyar olarak uyanıyorum.  Kalbi çarpmaktan yorgun düşmüş bir ihtiyar.  Peki neydi beni böyle yoran? Kağıt kesiği misali derinden yaralayan?  Adına kilit vurduğumdu yıllardır içimde saklı kalan. Ve hep ona aşık kalacağımı sanan bir kalp şimdi karşımda duran.  Halbuki dikkatli baksa yüreğime o da soracak kim bu yabancı diye?  Yıllarca aynı kişi tarafından sevilmeye alışık biri için hiç hoş değildir bu yabancıyla karşılaşma.  Başta duymazdan gelir sözlerimi. Öğrenmek istemez ne zaman çalsa açılan o kapının ardında yaşanan köklü değişimleri. Hep ister ki uzattığında tutulsun o elleri. Lakin bilmeli ki zaman asla kabuk bağla...

Ankara'da Aşk

O gün tren istasyonunda onun gidişini izlerken gözlerimden süzülen tuzlu suları farketmemiş olmalıyım ki bir adamın dürtüsüyle kendime geldim. Yaşları sildiğimde önümdeki boş raylar ,  trene binmek üzereyken dayanamayıp geri nasıl koştuğunu ,  beni nasıl öptüğünü ,  sonra aynı hızla dönüp trene nasıl bindiğini hatırlattı.  Ankara'nın dondurucu soğuğunda adeta yanıyordum. Ama titreyen vücudum havadan değildi bunu biliyordum. Döneceğine inandırdım kalbimi. İnatla bekledik seni ama gelmedin. O tren garından gittim. Ama inan senden hiç gitmedim gidemedim.  Benim için nerde parçalanan kalp görsem aldım üstüne birde ben paramparça ettim.  Senin darmaduman ettiğin bu yeri kimsenin toplamasına izin vermedim. Belki beni çok sevdiler. Ama ben onları sevemedim. Tutamadım uzatılan elleri.  Bu durum bir süre böyle devam etti. Yüreğim içteniçe kendini yedi bitirdi. İçime dönüp baktığım da onu öyle yenik görmek benide bitirdi. Yaptığım onca ...

Yalnızlığa Uyanmak

Sonra bir sabah uyanıyorsun... Hayatın boyunca yaşadıklarının koca bir rüya olduğunu anlıyorsun.  Gözlerini açmamak için direniyorsun ama yapamıyorsun. Seni uyandıranın ne olduğunu anlamaya çalıyorsun ama bulamıyorsun. Alarm yok. Çocuk sesi yok. Annenin babanın sesi yok. Güneş gözlerini rahatsız etmiyor. Bir daha kapatıyorsun gözlerini. Nafile... O delikanlı zamanlar çoktan yerini kırlaşmış saçlara bırakmış bile.  Sorular başlıyor kendine. Ben şimdi kimim hayatımın bunca yılını neye harcadım? Sorular cevapsız.  Belki bir aşkın peşine düştün belki ölmüş babanın yasını tuttun belki de terk edip giden anneni aradın. Belki eşin çocukların oldu. Ama içinde bir yerler hep boş kaldı. Çocuklarının ilk aşkının dokunamadığı ama milyonlarca kişinin dolu olduğu bu şehrin sokaklarında yalnız yürürken küçük bir dükkandan gelen müziğin dokunduğu bir yer.  Yalnızlık yaşadığın o aşk kadar asildir. Aşk iki kişilikse yalnızlık sadece senindir. Seni besleyendir. Sevgili denen şe...