Yalnızlığa Uyanmak
Sonra bir sabah uyanıyorsun... Hayatın boyunca yaşadıklarının koca bir rüya olduğunu anlıyorsun. Gözlerini açmamak için direniyorsun ama yapamıyorsun. Seni uyandıranın ne olduğunu anlamaya çalıyorsun ama bulamıyorsun. Alarm yok. Çocuk sesi yok. Annenin babanın sesi yok. Güneş gözlerini rahatsız etmiyor. Bir daha kapatıyorsun gözlerini. Nafile... O delikanlı zamanlar çoktan yerini kırlaşmış saçlara bırakmış bile.
Sorular başlıyor kendine. Ben şimdi kimim hayatımın bunca yılını neye harcadım? Sorular cevapsız. Belki bir aşkın peşine düştün belki ölmüş babanın yasını tuttun belki de terk edip giden anneni aradın. Belki eşin çocukların oldu. Ama içinde bir yerler hep boş kaldı. Çocuklarının ilk aşkının dokunamadığı ama milyonlarca kişinin dolu olduğu bu şehrin sokaklarında yalnız yürürken küçük bir dükkandan gelen müziğin dokunduğu bir yer.
Sorular başlıyor kendine. Ben şimdi kimim hayatımın bunca yılını neye harcadım? Sorular cevapsız. Belki bir aşkın peşine düştün belki ölmüş babanın yasını tuttun belki de terk edip giden anneni aradın. Belki eşin çocukların oldu. Ama içinde bir yerler hep boş kaldı. Çocuklarının ilk aşkının dokunamadığı ama milyonlarca kişinin dolu olduğu bu şehrin sokaklarında yalnız yürürken küçük bir dükkandan gelen müziğin dokunduğu bir yer.
Yalnızlık yaşadığın o aşk kadar asildir. Aşk iki kişilikse yalnızlık sadece senindir. Seni besleyendir. Sevgili denen şey ise hayatında bir ihtiyaç olabilir ama su kadar ekmek kadar nefes kadar değildir. Çayın şekeri gibidir. Çayı şekersiz içmesini başarabilenler ise sağlıklı kalanlardır bu hayatta. Sağlıklı diyorum çünkü bir gün bir aşk için çabalarsın mücadele edersin ama sonunda değmediğini görürsün. İçinde bir yer parçalanır. Tedavisi olmayan yaralar açılır.
Sonra ne olur biliyor musun bir daha asla eskisi kadar sağlıklı olamazsın. O yaraların acısı seni güvensizliğe duygusuzlaşmaya iter. Kendine yetemediğini görmek ise ayrı bir acı verir insana. Bir başkasının sevgisini hissetmek hayatı güzelleştirebilir evet ama sevginin bittiği yerde ona muhtaç olduğunu anlamak ise çirkinleştirir.
Oysa ne kadar tuhaf değil mi yalnız doğan insanın yalnız ölmek istememesi. Herkes kendine yakışanı yapmak isterdi hani? Öyleyse geldiği gibi gitmek kime yakışmaz?
Sonra ne olur biliyor musun bir daha asla eskisi kadar sağlıklı olamazsın. O yaraların acısı seni güvensizliğe duygusuzlaşmaya iter. Kendine yetemediğini görmek ise ayrı bir acı verir insana. Bir başkasının sevgisini hissetmek hayatı güzelleştirebilir evet ama sevginin bittiği yerde ona muhtaç olduğunu anlamak ise çirkinleştirir.
Oysa ne kadar tuhaf değil mi yalnız doğan insanın yalnız ölmek istememesi. Herkes kendine yakışanı yapmak isterdi hani? Öyleyse geldiği gibi gitmek kime yakışmaz?
Tuğba Eke
"Öyleyse geldiği gibi gitmek kime yakışmaz?" her zaman ki gibi kendi üslubunu ortaya koyarak güzel bir yazı yazmışsın. Yüreğine sağlık!
YanıtlaSilyüreğine sağlık sezere katılıyorum ellerine sağlıkk
YanıtlaSilMuhteşem olmuş ellerine yüreğine sağlık süpersin !!
YanıtlaSilyine çok başarılı bir yazı, ellerine sağlık :)
YanıtlaSilAslında güzel olan şey, paylaşımlarının sonunda "Tuğba Eke" ismini görmek :) Yazma isteğin bitmesin hep böyle güzel düşündükçe :)
YanıtlaSil